Mövzu ilə Bağlı Suallar və Cavablar
أَسْئِلَةٌ وَ أَجْوِبَتُهَا
suallar ve Cevapları
١. مَا هُوَ الْفَاعِلُ لُغَةً وَ اصْطِلاَحًا؟
1. Lugevi ve ıstılahi olaraq fail nedir?
اَلْفَاعِلُ فِي اللُّغَةِ؛ وَ هُوَ مَنْ قَامَ بِهِ الْفِعْلُ. وَ الفَاعِلُ فِي الْإِصْطِلاَحِ؛ فَهُوَ الْاِسْمُ الْمَرْفُوعُ الْمَذْكُورُ قَبْلَهُ فِعْلُهُ
Lugaten fail: Fiil’in kendisi ilə kaim olduğu zattır. Istılahta fail: Fiili kendisinden önce zikredilmiş olan merfu isimdir.
٢. هَلْ يَكُونُ الْفِعْلُ أَوِ الْحَرْفُ فَاعِلاً؟ وَ مِنْ أَيْنَ تَأْخُذُ جَوَابَكَ مِنْ كَلاَمِ الْمُؤَلِّفِ؟
2. hərf və ya fiil fail olur mu? Cevabını müellifin hangi kelamından alıyorsun?
لاَ، لاَ يَكُونُ الْفِعْلُ أَوِ الْحَرْفُ فَاعِلاً وَ نَأْخُذُ هَذَا مِنْ قَوْلِ الْمُؤَلِّفِ؛ اَلْفَاعِلُ هُوَ الْاِسْمُ. فَيَخْرُجُ بِذَلِكَ الْفِعْلُ وَ الْحَرْفُ. فَلاَ يَكُونُ أَيٌّ مِنْهُمَا فَاعِلاً
Hayır, fiil və ya hərf fail olmaz. Bu kaydı Müellif’in şu “Fail isimdir” sözünden alıyoruz. Bu nedenle fiil ve hərf bu fail olma kaydından çıkmıştır. Fiil və ya harfin hər hansı biri heç vaxt fail olamaz.
٣. هَلْ يُمْكِنُ أَنْ يَكُونَ الْفَاعِلُ مَنْصُوبًا أَوْ مَجْرُورًا؟
3. Fail’in mansub və ya mecrur bir lafız olması mümkün müdür?
لاَ، لاَ يُمْكِنُ أَنْ يَكُونَ الْفَاعِلُ مَنْصُوبًا أَوْ مَجْرُورًا، لِأَنَّ الْمُؤَلِّفَ يَقُولُ فِي تَعْرِيفِ الْفَاعِلِ: هُوَ الْاِسْمُ الْمَرْفُوعُ. فَيَكُونُ هَذَا مُخْرِجًا لِلْمَنْصُوبِ وَ الْمَجْرُورِ، فَلاَ يَكُونُ أَيٌّ مِنْهُمَا فَاعِلاً
Hayır, Fail’in mansub və ya mecrur olması mümkün değildir. Çünkü Müellif fail’in tanımında “Fail; Merfu isimdir” demiştir. Bu tanım mansub və ya mecrur olanları fail olmaktan çıkarıcıdır. Buna göre mansub və ya mecrur isim heç vaxt fail olamaz.
٤. مَا هُوَ الصَّوَابُ مِنْ هَاتَيْنِ الْجُمْلَتَيْنِ وَ لِمَاذَا؟
4. Aşağıdaki gelen cümlelerden hangisi doğrudur ve neden?
اَلْجُمْلَةُ الْأُولَى؛ قَامَ زَيْدٍ
اَلْجُمْلَةُ الثَّانِيَةُ؛ قَامَ زَيْدٌ
اَلْجُمْلَةُ الثَّالِثَةُ؛ قَامَ زَيْدًا
Birinci cümle: قَامَ زَيْدٍ
İkinci cümle: قَامَ زَيْدٌ
Üçüncü cümle: قَامَ زَيْدًا
اَلصَّوَابُ بِلاَ شَكٍّ هُوَ الْجُمْلَةُ الثَّانِيَةُ. لِأَنَّ الْفَاعِلَ لاَ بُدَّ أَنْ يَكُونَ مَرْفُوعًا وَ يُؤْخَذُ هَذَا مِنْ قَوْلِ الْمُؤَلِّفِ {رَحِمَهُ اللهُ} اَلْفَاعِلُ؛ هُوَ الْاِسْمُ الْمَرْفُوعُ. فَقَوْلُهُ {اَلْمَرْفُوعُ} مُخْرِجٌ لِلْمَجْرُورِ بِالْإِضَافَةِ أَوْ بِحَرْفِ الْجَرِّ الْأَصْلِيِّ وَ لِلْمَنْصُوبِ بِالْمَفْعُولِيَّةِ
Doğru olanı şüphesiz ikinci cümle olanı yani قَامَ زَيْدٌ olanıdır. Çünkü fail için merfu olmaktan kaçış yoktur. Bu kayıt Müellif’in şu “Fail; Merfu isimdir” sözünden alınmıştır. Merfu sözü ise; izafet veya asli olarak harf-i cerr ile mecrur olan veya mefullük ile mansub olan isimleri fail olmaktan çıkarır. Ancak zaid harf-i cerrler bazen faile dahil olabilirler ve faili lafzen mecrur yapabilirler. Örneğin كَفَى بِاللهِ derken الله lafzı كَفَى lafzının faili olarak merfudur ancak evveline zaid harf-i cerr gelmesiyle lafzen mecrur, mahallen merfudur. Bu zaid harf-i cerr ise manayı kuvvetlendirmek için gelmiştir.
٥. هَلْ يُمْكِنُ أَنْ يَتَقَدَّمَ الْفَاعِلُ عَلَى الْفِعْلِ؟
5. Fail’in fiil’in önüne geçmesi mümkün müdür?
لاَ يُمْكِنُ أَنْ يَتَقَدَّمَ الْفَاعِلُ عَلَى فِعْلِهِ. وَ نَأْخُذُ هَذَا مِنْ قَوْلِ الْمُؤَلِّفِ {رحمه الله} اَلْمَذْكُورُ قَبْلَهُ فِعْلُهُ. فَإِنْ تَقَدَّمَ الْفَاعِلُ عَلَى فِعْلِهِ كَانَ مُبْتَدَأً، لاَ فَاعِلاً. مِثَالُهُ؛ جَاءَ زَيْدٌ: جَاءَ فِعْلٌ مَاضٍ، مَبْنِيٌّ عَلَى الْفَتْحِ، لاَ مَحَلَّ لَهَا مِنَ الْإِعْرَابِ وَ زَيْدٌ فَاعِلٌ، مَرْفُوعٌ وَ عَلاَمَةُ رَفْعِهِ الضَّمَّةُ الظَّاهِرَةُ فِي آخِرِهِ. وَ مِثَالُهُ؛ زَيْدٌ جَاءَ: زَيْدٌ مُبْتَدَأٌ، مَرْفُوعٌ بِالْإِبْتِدَاءِ، عَلاَمَةُ رَفْعِهِ الضَّمَّةُ الظَّاهِرَةُ فِي آخِرِهِ وَ جَاءَ خَبَرُهُ {خَبَرُ الْمُبْتَدَأِ}، مَرْفُوعٌ، فِي مَحَلِّ رَفْعٍ وَ جُمْلَةُ زَيْدٌ جَاءَ اِسْمِيَّةٌ وَ جُمْلَةُ جَاءَ زَيْدٌ فِعْلِيَّةٌ
Fail’in fiili önüne geçmesi mümkün değildir. Bu kaydı Müellif’in şu “Fiili kendisinden önce zikredilmiş” sözünden alıyoruz. Eğer fail, fiilinin önüne geçerse o zaman fail olmaktan çıkar ve mübteda olur. Misali isə;
جَاءَ زَيْدٌ
“Zeyd geldi” terkibindeki gibidir. Bu terkipte جَاءَ fiil ve زَيْدٌ ise onun merfu failidir. Ancak merfu fail olan زَيْدٌ lafzın fiili olan جَاءَ lafzının önüne geçerse yani;
زَيْدٌ جَاءَ
“Zeyd geldi” olursa o zaman زَيْدٌ lafzı merfu mübteda ve جَاءَ fiili ise onun mahallen merfu olan haberi olur. Haberin gelme çeşitleri vardır onları ileride göreceğiz.
Fiili kendisinden önce zikredilmiş diyerek mübteda, inne’nin haberi, kâne və ya kâde’nin ismi (evvellerine bir fiil gelemediği için) kimi merfu olan lafızlar fail olmaktan çıkarılmışlardır.
٦. مَثِّلْ لِلْفَاعِلِ الصَّرِيحِ بِمِثَالَيْنِ وَ الْفَاعِلِ الْمُؤَوَّلِ بِالصَّرِيحِ بِمِثَالَيْنِ
6. Sarih faile ve sarih isim ilə müevvel olan faile iki misal ver!
مِثَالُ الْفَاعِلِ الصَّرِيحِ؛
قَالَ زَيْدٌ
رَأَى مُحَمَّدٌ
مِثَالُ الْفَاعِلِ الْمُؤَوَّلِ بِالصَّرِيحِ؛
أَوَلَمْ يَكْفِهِمْ أَنَّا أَنْزَلْنَا
يَسُرُّنِي أَنْ تَتَمَسَّكَ بِالْفَضَائِلِ
Sarih Fail’in Misali;
قَالَ زَيْدٌ
“Zeyd dedi” terkibindeki زَيْدٌ lafzıdır.
رَأَى مُحَمَّدٌ
“Muhammed gördü” terkibindeki مُحَمَّدٌ lafzıdır.
Sarih isim ilə Müevvel olan Fail’in Misali;
أَوَلَمْ يَكْفِهِمْ أَنَّا أَنْزَلْنَا
“-sana kitabı- indirdmemiz onlara yetmedi mi” terkibinde أَنَّا أَنْزَلْنَا masdar te’vilinde olup يَكْفِي fiilinin failidir. أَنَّا أَنْزَلْنَا lafzında أَنَّ nasb ve te’kid edici harf ve ـنَا muttasıl zamiri ise onun ismi olarak mahallen mansub ve أَنْزَلْنَا fiil+fail söz öbeği ise onun haberi olarak mahallen merfudur. Enne ile beraber olarak ismi ve haberi yani أَنَّا أَنْزَلْنَا topyekun masdara te’vil edilince إِنْزَالُنَا ismi ortaya çıkar. İşte bu يَكْفِي fiilin masdara te’vil edilmiş failidir.
يَسُرُّنِي أَنْ تَتَمَسَّكَ بِالْفَضَائِلِ
“Faziletleri tutman beni sevindiriyor” terkibinde ise yukarıdaki misalde olanlar geçerlidir ve أَنْ تَتَمَسَّكَ lafzını masdara te’vil ederek تَمَسُّكُكَ lafzını elde ederiz ve bu lafız يَسُرُّ fiilinin failidir.
٧. مَثِّلْ لِفَاعِلِ الْمَرْفُوعِ بِاسْمِ فَعْلٍ بِمِثَالَيْنِ وَ لِلْفَاعِلِ الْمَرْفُوعِ بِاسْمِ فَاعِلٍ بِمِثَالَيْنِ
7. İsm-i Fiil merfu faile ve ism-i fail merfu faile iki misal ver!
مِثَالُ الْفَاعِلِ الْمَرْفُوعِ بِاسْمِ فِعْلٍ؛
isim fiil ilə merfu failin misali;
هَيْهَاتَ الْمُذْنِبُ
“Günahkar uzak oldu” terkibinde هَيْهَاتَ lafzı isim fiildir ve الْمُذْنِبُ ise onun failidir.
شَتَّانَ زَيْدٌ وَ عَمْرٌو
“Zeyd ve Amr ayrıldı” terkibinde شَتَّانَ lafzı ismi fiildir ve زَيْدٌ lafzı onun faili ve عَمْرٌو lafzı ise onun matufudur.
مِثَالُ الْفَاعِلِ الْمَرْفُوعِ بِاسْمِ فَاعِلٍ؛
İsm-i Fail ilə merfu failin misali;
أَ قَادِمٌ أَبُوكَ؟
“Baban geldi mi?” terkibinde قَادِمٌ lafzı ism-i faildir ancak fiile benzemektedir ve fiil gibi amel edip أَبُوكَ lafzını fail alır.
مَا نَافِعٌ الْبُخْلُ صَاحِبَهُ
“Cimrilik sahibine fayda sağlayıcı değildir” terkibinde نَافِعٌ lafzı ism-i fail sigasında olmasına rağmen fiil gibi amel etmiştir ve الْبُخْلُ lafzını kendine fail almıştır.
Bu misallerde verilen هَيْهَاتَ ve شَتَّانَ gibi isim fiiller ile قَادِمٌ ve نَافِعٌ gibi ism-i failler tıpkı normal fiil gibi amel etmişlerdir. Müellifin, fiili failinden önce zikredilmiş demesi bu gibi fiilimsileri de kapsar.
٨. إِلَى كَمْ قِسْمٍ يَنْقَسِمُ الْفَاعِلُ؟
8. Fail kaç kısma ayrılır?
يَنْقَسِمُ الْفَاعِلُ إِلَى قِسْمَيْنِ؛ الْأَوَّلُ ظَاهِرٌ وَ الثَّانِي مُضْمَرٌ
Fail, zahir ve mudmer olmak üzere iki kısma ayrılır.
٩. مَا هُوَ الظَّاهِرُ؟
9. Zahir Fail nedir?
وَ هُوَ مَا دَلَّ عَلَى مُسَمَّاهُ بِدُونِ حَاجَةٍ إِلَى قَرِينَةٍ
Zahir Fail: Bir karineye (delile, hüccete) ihtiyaç duymaksızın kendi müsemmasına delalet eden lafızdır.
١٠. مَا الْمُضْمَرُ؟
10. Mudmer Fail nedir?
وَ هُوَ مَا دَلَّ عَلَى مُسَمَّاهُ بِقَرِينَةٍ تَكَلُّمٍ أَوْ خِطَابٍ أَوْ غَيْبَةٍ
Mudmer Fail: Gaybet, hitap ve tekellüm karinesiyle kendi müsemması üzerine delalet eden lafızdır.
١١. إِلَى كَمْ قِسْمٍ يَنْقَسِمُ الْمُضْمَرُ؟
11. Mudmer fail kaç kısma ayrılır?
يَنْقَسِمُ الْمُضْمَرُ إِلَى قِسْمَيْنِ. وَ الْأَوَّلُ مُتَّصِلٌ؛ وَ هُوَ الَّذِي لاَ يُبْتَدَأُ بِهِ الْكَلاَمُ وَ لاَ يَقَعُ بَعْدَ إِلاَّ فِي حَالَةِ الْإِخْتِيَارِ وَ الثَّانِي مُنْفَصِلٌ؛ وَ هُوَ الَّذِي يُبْتَدَأُ بِهِ وَ يَقَعُ بَعْدَ إِلاَّ فِي حَالَةِ الْإِخْتِيَارِ
Mudmer fail iki kısma ayrılır. Birincisi Muttasıl; Kelam kendisiyle başlamaz ve illâ’dan sonra da mecbur olmadıkça gelmez. İkincisi Munfasıl; Kelam kendisiyle başlayabilir ve illâ’dan sonra da vaki olur.
١٢. عَلَى كَمْ نَوْعٍ يَتَنَوَّعُ الضَّمِيرُ الْمُتَّصِلُ؟
12. Muttasıl zamir kaç nev’dir?
يَتَنَوَّعُ الضَّمِيرُ الْمُتَّصِلُ عَلَى اثْنَيْ عَشَرَ نَوْعًا
Muttasıl zamir 12 nev’dir.
١٣. مَثِّلْ لِكُلِّ نَوْعٍ مِنْ أَنْوَاعِ الضَّمِيرِ الْمُتَّصِلِ بِمِثَالَيْنِ
13. Muttasıl zamir’in nev’lerinden her bir nev’ için iki misal ver!
| قَرَأْتُ | كَتَبْتُ |
| قَرَأْنَا | كَتَبْنَا |
| قَرَأْتَ | كَتَبْتَ |
| قَرَأْتِ | كَتَبْتِ |
| قَرَأْتُمَا | كَتَبْتُمَا |
| قَرَأْتُمْ | كَتَبْتُمْ |
| قَرَأْتُنَّ | كَتَبْتُنَّ |
| قَرَأَ | كَتَبَ |
| قَرَأَتْ | كَتَبَتْ |
| قَرَأَتَا | كَتَبَتَا |
| قَرَآ | كَتَبَا |
| قَرَؤُوا | كَتَبُوا |
| قَرَأْنَ | كَتَبْنَ |
| Mazi, Muzari ve Emir Fiil'indeki Muttasıl Zamirler | |||||||||||
|
|
|
|||||||||
|
|
|
|||||||||
|
|
|
|||||||||
|
|
|
|||||||||
|
|||||||||||
١٤. مَا هُوَ الضَّمِيرُ الْمُتَّصِلُ؟
14. Muttasıl zamir nedir?
هُوَ الَّذِي لاَ يُبْتَدَأُ بِهِ الْكَلاَمُ وَ لاَ يَقَعُ بَعْدَ إِلاَّ
Kelamın kendisiyle başlamadığı ve illâ’dan sonra da vaki olmayan zamirdir.
١٥. مَا هُوَ الضَّمِيرُ الْمُنْفَصِلِ؟
15. Munfasıl zamir nedir?
هُوَ الَّذِي يُبْتَدَأُ بِهِ وَ يَقَعُ بَعَدْ إِلاَّ
Kelamın kendisiyle başlanılması və ya illâ’dan sonra gelmesi uygun olan zamirdir.
| Haber | Munfasıl Zamirler |
| طَالِبٌ | أَنَا |
| طُلاَّبٌ | نَحْنُ |
| طَالِبٌ | أَنْتَ |
| طَالِبَةٌ | أَنْتِ |
| طَالِبَانِ | أَنْتُمَا |
| طَالِبَتَانِ | أَنْتُمَا |
| طُلَّابٌ | أَنْتُمْ |
| طَالِبَاتٌ | أَنْتُنَّ |
| طَالِبٌ | هُوَ |
| طَالِبَةٌ | هِيَ |
| طَالِبَانِ | هُمَا |
| طَالِبَتَانِ | هُمَا |
| طُلاَّبٌ | هُمْ |
| طَالِبَاتٌ | هُنَّ |
١٦. مَثِّلْ لِلضَّمِيرِ الْمُنْفَصِلِ الْوَاقِعِ فَاعِلاً بِاثْنَيْ عَشَرَ مِثَالاً مُنَوَّعَةٍ وَ بَيِّنْ مَا يَدُلُّ الضَّمِيرُ عَلَيْهِ فِي كُلِّ مِنْهَا
16. Fail olaraq vaki olan on iki munfasıl zamire misal ver ve zamirlerin neye delalet ettiğini de beyan et!
مَا يَعْمَلُ إِلاَّ أَنَا
“Yalnızca ben çalışıyorum” terkibindeki أَنَا munfasıl zamiri müfred mütekellim zamiridir. Müzekker veya müennes olması müsavidir.
مَا يَعْمَلُ إِلاَّ نَحْنُ
“Yalnızca biz çalışıyoruz” terkibindeki نَحْنُ munfasıl zamiri müfredden fazla olan veya nefsini yüceltmek için ya da nefsini cemaat yerine koymak için tek kişinin de kullandığı mütekellim zamiridir. Müzekker veya müennes olması müsavidir.
مَا يَعْمَلُ إِلاَّ أَنْتَ
“Yalnızca sen çalışıyorsun” terkibindeki أَنْتَ munfasıl zamiri müfred müzekker muhatab zamiridir.
مَا يَعْمَلُ إِلاَّ أَنْتِ
“Yalnızca sen çalışıyorsun” terkibindeki أَنْتِ munfasıl zamiri müfred müennes muhataba zamiridir.
مَا يَعْمَلُ إِلاَّ أَنْتُمَا
“Yalnızca ikiniz çalışıyorsunuz” terkibindeki أَنْتُمَا munfasıl zamiri tesniye müzekker muhatab ve tesniye müennes muhataba zamiridir.
مَا يَعْمَلُ إِلاَّ أَنْتُمْ
“Yalnızca siz çalışıyorsunuz” terkibindeki أَنْتُمْ munfasıl zamiri cemi müzekker muhatab zamiridir.
مَا يَعْمَلُ إِلاَّ أَنْتُنَّ
“Yalnızca siz çalışıyorsunuz” terkibindeki أَنْتُنَّ munfasıl zamiri cemi müennes muhataba zamiridir.
مَا يَعْمَلُ إِلاَّ هُوَ
“Yalnızca o çalışıyor” terkibindeki هُوَ munfasıl zamiri müfred müzekker gaib zamiridir.
مَا يَعْمَلُ إِلاَّ هِيَ
“Yalnızca o çalışıyor” terkibindeki هِيَ munfasıl zamiri müfred müennes gaibe zamiridir.
مَا يَعْمَلُ إِلاَّ هُمَا
“Yalnızca ikisi çalışıyor” terkibindeki هُمَا munfasıl zamiri tesniye müzekker gaib veya tesniye müennes gaibe zamiridir.
مَا يَعْمَلُ إِلاَّ هُمْ
“Yalnızca onlar çalışıyor” terkibindeki هُمْ munfasıl zamiri cemi müzekker gaib zamiridir.
مَا يَعْمَلُ إِلاَّ هُنَّ
“Yalnızca onlar çalışıyor” terkibindeki هُنَّ munfasıl zamiri cemi müennes gaibe zamiridir.
١٧. أَعْرِبِ الْجُمَلَ الْآتِيَةَ
17. Aşağıdaki cümleleri irabla!
|
كَتَبَ مَحْمُودٌ دَرْسَهُ Mahmut dersini yazdı |
|
| فِعْلٌ مَاضٍ، مَبْنِيٌّ عَلَى الْفَتْحِ، لاَ مَحَلَّ لَهَا مِنَ الْإِعْرَابِ | كَتَبَ |
| Mazi Fiil, fəthə üzere mebni, irabtan mahalli yok | |
| فَاعِلٌ، مَرْفُوعٌ وَ عَلاَمَةُ رَفْعِهِ الضَّمَّةُ الظَّاهِرَةُ فِي آخِرِهِ | مَحْمُودٌ |
| Fail, merfu, ref əlaməti sonundaki zahir dammə | |
| مَفْعُولٌ بِهِ، مَنْصُوبٌ وَ عَلاَمَةُ نَصْبِهِ الْفَتْحَةُ الظَّاهِرَةُ فِي آخِرِهِ وَ هُوَ مُضَافٌ | دَرْسَـ |
| Mefulun bih, mansub, nəsb əlaməti sonundaki zahir fəthə. Muzaf | |
| ضَمِيرٌ مُتَّصِلٌ، مَبْنِيٌّ عَلَى الضَّمِّ، فِي مَحَلِّ جَرٍّ بِالْإِضَافَةِ، مُضَافٌ إِلَيْهِ | ـهُ |
| Muttasıl zamir, dammə üzere mebni, izafet ilə mahallen mecrur, muzafun ileyh | |
|
اِشْتَرَى عَلِيٌّ كِتَابًا Ali bir kitap satın aldı |
|
| فِعْلٌ مَاضٍ، مَبْنِيٌّ عَلَى فَتْحٍ مُقَدَّرٍ عَلَى الْأَلِفِ مَنَعَ مِنْ ظُهُورِهَا التَّعَذُّرُ | اِشْتَرَى |
| Mazi Fiil, Teazzürden ötürü zahir fethanın açığa çıkmasının men edilmesinden ötürü elif üzerine mukadder bir fəthə ilə mebnidir | |
| فَاعِلٌ، مَرْفُوعٌ وَ عَلاَمَةُ رَفْعِهِ الضَّمَّةُ الظَّاهِرَةُ فِي آخِرِهِ | عَلِيٌّ |
| Fail, merfu, ref əlaməti sonundaki zahir dammə | |
| مَفْعُولٌ بِهِ، مَنْصُوبٌ وَ عَلاَمَةُ نَصْبِهِ الْفَتْحَةُ الظَّاهِرَةُ فِي آخِرِهِ | كِتَابًا |
| Mefulun bih, mansub, nəsb əlaməti sonundaki zahir fethadır | |
|
يَا قَوْمَنَا اَجِيبُوا دَاعِيَ اللهِ سورة الأحقاف ٣١ Ey kavmim! Allahın davetçisine uyun! |
|
| حَرْفُ نِدَاءٍ، مَبْنِيٌّ عَلَى السُّكُونِ، لاَ مَحَلَّ لَهَا مِنَ الْإِعْرَابُ | يَا |
| Nida Harfi, Sükun üzere mebni, irabtan mahalli yok | |
| مُنَادَى، مَنْصُوبٌ وَ عَلاَمَةُ نَصْبِهِ الْفَتْحَةُ الظَّاهِرَةُ فِي آخِرِهِ وَ هُوَ مُضَافٌ | قَوْمَـ |
| Münada, Mansub, nəsb əlaməti sonundaki zahir dammə. Muzaf | |
| ضَمِيرٌ مُتَّصِلٌ، مَبْنِيٌّ عَلَى السُّكُونِ، فِي مَحَلِّ جَرٍّ بِالْإِضَافَةِ، مُضَافٌ إِلَيْهِ | ـنَا |
| Muttasıl zamir, sükun üzere mebni, izafet ilə mahallen mecrur, muzafun ileyh | |
| فِعْلُ أَمْرٍ، مَبْنِيٌّ عَلَى حَذْفِ النُّونِ لِأَنَّهُ بُنِيَ مِنَ الْأَفْعَالِ الْخَمْسَةِ | اَجِيبُـ |
| Emir Fiili, Efâl-i Hamse'den bina edildiği için nun'un hazfi üzere mebnidir | |
| وَاوُ الْجَمَاعَةِ، ضَمِيرٌ مُتَّصِلٌ، مَبْنِيٌّ عَلَى السُّكُونِ، فِي مَحَلِّ رَفْعٍ، فَاعِلٌ | ـو |
| Cemi vavı, muttasıl zamir, sükun üzere mebni, mahallen merfu, fail | |
| فَارِقَةٌ | ا |
| Ayırıcı | |
| مَفْعُولٌ بِهِ، مَنْصُوبٌ وَ عَلاَمَةُ نَصْبِهِ الْفَتْحَةُ الظَّاهِرَةُ فِي آخِرِهِ وَ هُوَ مُضَافٌ | دَاعِيَ |
| Mefulun bih, mansub, nəsb əlaməti sonundaki zahir fəthə. Muzaf | |
| مُضَافٌ إِلَيْهِ، مَجْرُورٌ بِالْإِضَافَةِ، عَلاَمَةُ جَرِّهِ الْكَسْرَةُ فِي آخِرِهِ | اللهِ |
| Muzafun ileyh, izafet ilə mecrur, cərr əlaməti sonundaki zahir kesre | |
|
مَنْ عَمِلَ صَالِحًا فَلِنَفْسِهِ سورة الفصلت ٤٦ Kim salih amel işlerse kendisi için işlemiştir |
|
| اِسْمُ شَرْطٍ جَازِمٌ، مَبْنِيٌّ عَلَى السُّكُونِ، فِي مَحَلِّ رَفْعٍ، مُبْتَدَأٌ | مَنْ |
| cəzm edici şart ismi, sükun üzere mebni, mübteda olup mahallen merfudur | |
| فِعْلٌ مَاضٍ، مَبْنِيٌّ عَلَى الْفَتْحِ، فِعْلُ الشَّرْطِ، فِي مَحَلِّ جَزْمٍ وَ الْفَاعِلُ؛ ضَمِيرٌ مُسْتَتِرٌ جَوَازًا فِي تَحْتِهِ، تَقْدِيرُهُ؛ هُوَ يَعُودُ عَلَى مَنْ | عَمِلَ |
| Mazi fiil, fetha üzere mebni, şart fiili, mahallen meczum. Faili: Tahtında cevazen müstetir olan ve takdiri "huve" olup من lafzına dönen zamirdir | |
| مَفْعُولٌ بِهِ، مَنْصُوبٌ وَ عَلاَمَةُ نَصْبِهِ الْفَتْحَةُ الظَّاهِرَةُ فِي آخِرِهِ | صَالِحًا |
| Mefulun bih, mansub, nəsb əlaməti sonundaki zahir fəthə | |
| وَاقِعَةُ فِي جَوَابِ شَرْطٍ أَيْ مَنْ، فَاءُ الْجَوَابِيَّةِ | فَـ |
| Şartın yəni "men" şart edatının cevabında vaki olan fa-i cevabiyye | |
| حَرْفُ جَرٍّ، مَبْنِيٌّ عَلَى الْكَسْرِ، لاَ مَحَلَّ لَهَا مِنَ الْإِعْرَابِ | ـلِـ |
| hərf-i cərr, kesre üzere mebni, irabtan mahalli yok | |
| اِسْمٌ مَجْرُورٌ بِاللَّامِ، عَلاَمَةُ جَرِّهِ الْكَسْرَةُ الظَّاهِرَةُ فِي آخِرِهِ وَ هُوَ مُضَافٌ | ـنَفْسِـ |
| Lâm hərf-i cerri ilə mecrur isim, cərr əlaməti sonundaki zahir kesre. Muzaf | |
| ضَمِيرٌ مُتَّصِلٌ، مَبْنِيٌّ عَلَى الْكَسْرِ، فِي مَحَلِّ جَرٍّ بِالْإِضَافَةِ، مُضَافٌ إِلَيْهِ | ـهِ |
| Muttasıl zamir, kesre üzere mebni, izafet ilə mahallen mecrur, muzafun ileyh | |
|
قَامَ الرَّجُلاَنِ İki adam ayağa kalktı |
|
| فِعْلٌ مَاضٍ، مَبْنِيٌّ عَلَى الْفَتْحِ، لاَ مَحَلَّ لَهَا مِنَ الْإِعْرَابِ | قَامَ |
| Mazi Fiil, fəthə üzere mebni, irabtan mahalli yok | |
| فَاعِلٌ، مَرْفُوعٌ وَ عَلاَمَةُ رَفْعِهِ الْأَلِفُ نِيَابَةً عَنِ الضَّمَّةِ لِأَنَّهُ مِنَ الْمُثَنَّى وَ النُّونُ؛ عِوَضٌ عَنِ التَّنْوِينِ فِي مُفْرَدِهِ | الرَّجُلاَنِ |
| Fail, merfu, ref əlaməti; Müsenna isimden olduğu için dammeden naib olan elif iledir. Nun: Müfredindeki tenvinden iveddir | |